ORMANCILIK HUKUKU
Orman ve hukuk ayrı düşünülemeyecek iki olgudur. Çünkü; insanlık için çok değerli bir kaynak olan ormanlar ancak hukukla korunması, geliştirilmesi ve devamının sağlanması ile mümkündür.
Bu sebeple çok eskiden beri ormanla ilgili hukuki düzenlemeler yapılmıştır. Örneğin Fatih Sultan Mehmet’in Kanunnamesinde “Ormanlarımdan dal kesenin başını keserim” ifadesinin var olduğu bilinmektedir. Ancak ciddi manada orman hukuku anlayışına uygun ilk yasal düzenleme Tanzimat döneminde çıkarılan Orman Nizamnamesindir. Bu nizamname ile ormanla ilgili birçok yeni yasal düzenlemeler yapılmıştır. Ayrıca ormanların korunması ve yeni ormanların yetiştirilme için nizamnameden sonra da birçok tebliğ, talimatname, tembihname çıkarılmıştır. Bu hukuki çalışmaların ana amacı mülkiyeti düzenlemek, otlatmayı kontrol altında tutmak, izinsiz orman ürünü toplamayı engellemek, ormana karşı işlenen suçların cezalarını ilan etmek ve uygulamak olarak sıralayabiliriz. Ancak Osmanlı döneminde bir çok nedene bağlı olarak bu hukuki düzenlemelerin sık sık değişmiş olması ormancılıktaki istenen sonucu vermemiş ve devamlılık ilkesini zedelemiştir.
Cumhuriyet döneminde ise 1923-1937 yılları inceleme, araştırma karar verme gibi tam bir geçiş dönemi olmuştur. Bu yıllar arasında yeni birkaç kanun çıkarılmış olmakla birlikte eski mevzuata sadık kalınmıştır. Ancak bu yıllarda mülkiyet ve işletme konularında değişik sıkıntıların yaşanmış olması yeni bir kanuni düzenlemeye ihtiyacın olduğu anlaşılmıştır
Bu sebeple 1937 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanunda öncelikle “Devlet ormanlarını, devlet işletir” prensibi getirilmiş bunun için teşkilatlanmaya gidilmiştir. Ayrıca orman tahdit çalışmalarına başlanmıştır. 1945 yılında çıkarılan kanunla da mülkiyet konusu halledilmiş ve tüm ormanlar devletleştirilmiştir.
Halen yürürlükte bulunan 6831 sayılı Orman Kanun 1956 yılında çıkarılmış ve eski kanunlarda bulunan ve uygulamada sorun teşkil eden hususlar yeniden düzenlenmiştir.
Ormanla ilgili yasal düzenlemeler 1961 ve 1982 Anayasalarımıza da girmiştir. 1982 Anayasının IV. Bölüm 169 ve 170. maddelerinde şu şekilde zikredilmiştir.
IV. Ormanlar ve orman köylüsü
A. Ormanların korunması ve geliştirilmesi
MADDE 169. – Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasî propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.
B. Orman köylüsünün korunması
MADDE 170. – Ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi; bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması; orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsisi kanunla düzenlenir.
Devlet, bu halkın işletme araç ve gereçleriyle diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırıcı tedbirleri alır.
Orman içinden nakledilen köyler halkına ait araziler, Devlet ormanı olarak derhal ağaçlandırılır.
|