|
ORMANLARIN MÜLKİYETİ
Osmanlılar döneminde ormanlar devletin malı sayılmakla birlikte gelir hakkının kullanımı üç kısımda değerlendiriliyordu.
1. Mülk arazisi vasfındaki ormanlar: Özel bir uygulama olup savaşta yararlılık göstermiş gazilere verilen temlik hakkı ile başkaca faydalı işler yapmış kişilere verilen mülkiyet hakkıdır
2. Vakıf arazisi vasfındaki ormanlar: Vakıf gelirlerinin sürekli olması için zaman zaman ormanlarda gelir amaçlı olarak vakıf malı sayılmıştır.
3.Miri arazi vasfındaki ormanlar : Bu ormanlar büyük ölçüde devlet hizmetlerinde kullanılmıştır. Tersanei Amire, Tophanei Amire ve Istabl-ı Amire kurumları bu ormanları kullanan başlıca devlet kurumlarıydı. Özellikle savaş gemilerinin yapılması için gerekli olan odun hammaddesi bu ormanlardan sağlanıyordu. Ayrıca halkın genel ihtiyacını karşılaması için Cibali Mübaha ( kullanılması mubah) uygulaması da bu ormanlardan yapılıyordu.
Tanzimat fermanıyla mülkiyet hususunda değişik uygulamalar yapılmış olmakla birlikte ormanların mülkiyet durumunda ciddi değişimler yaşanmamıştır veya uygulamaya tam anlamıyla geçilememiştir.
Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında ciddi çalışmalar yapılmış ve 1869 yılında çıkarılan Orman Nizamnamesindeki maddeler benzer kanunlar çıkarılmış ve mülkiyet güvence altına alınmıştır. 1937 yılında ise 3116 kanunla “Devlet Ormanlarını devlet işletir” hükmünce mülkiyetle Devlet kelimeleri yan yana getirilerek sahiplenme olgusu pekiştirilmiştir. Daha sonra 1945 yılında 4785 sayılı yasa ise ülke ormanlarının büyük çoğunluğu resen devletleştirilmiştir. Halen ülkemizde ormanlarının % 100 yakını devlet mülkiyetindedir. Özel ormanlar ve Hükmi şahsiyete haiz Amme Müesselerine ait ormanlar ( Valilik, Belediye, Üniversite vs) dahil mülkiyet alanları genel alanın %1’i dahi etmemektedir. Özel Ormanlar ve Hükmi şahsiyete haiz Amme Müesselerine ait ormanlar mülkiyet bakımından bağımsız olmakla birlikte diğer hususlarda Devlet denetimine ve Orman Kanununa tabiidir.
|